Sevdam Gözlerinde Kaldı

70’li yılların sonu, İstanbul Üniversitesi öğrencisi Mahir, aynı zamanda Ülkücü hareketin tanınan simalarından biridir. Belgin, aynı üniversitenin aynı bölümünde birinci sınıf öğrencisi. Ülkücü harekette “bacı, ağabey ya da kardeş” hukukuna rağmen, Mahir ile Belgin söz dinletemezler yüreklerine!Sirkeci’de “Can Pastanesi”nde bir araya gelirler.

Söylenecek her şeyi gözler demektedir aslında, dile sadece ikrar kalmıştı!
Atılan bomba susturur dili, kör eder Mahir’in gözünü, koparır Mahir’in eline uzanan Belgin’in elini,kolunu!
Yarım kalmış istikbal, yarım kalmış gözlere emanet edilmiş sevda!
12 Eylül 1980 ihtilali de kalan tüm bağları koparmış, bilinen adreslerin kapısına mühürlü kilitler vurulmuştur!

Mahir, sığınır Şeyh Edebali’nin dergahına.
Zafer bir deli oğlan, her sabah annesinin mezarına uğrar sonra da getirdiği gazeteleri okur Mahir’e. Mahir özelikle de rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu haberlerini ayırtır.
Cemre, Zafer’in hayatının tek sevdası, Zafer’in huyunda suyunda; ancak Cemre’nin hayalleri büyük, Zafer’in hayaliyse bir kokoreç tezgahı!
Büyük hayaller küçük şehirlere sığmaz, bırakır Zafer’i küçük hayaliyle ve İstanbul’un yolunu tutar!

Eli kolu kalkmaz, dili dönmez olur Zafer’in! Mahir’in burnuna gelir Zafer’in yanan yüreğinin kokusu, Mahir kokuyu takip eder, bulur yanan yüreği su serper, serpmesine ancak; Bilecik’in bütün duvarları “Haberciliğe düşen Cemre” afişleriyle doludur!

Zafer : Gitti
Mahir : Döner
Zafer : Dönmedi
Mahir : O zaman bekleyen gider. Nereye gitti?
Zafer : İstanbul

İşte bu şehrin sokaklarında iki ateş:
Mahir’in Belgin’i, Zafer’in Cemre’si!
Cemre hızlı trenle gitmişti.
Mahir ve Zafer kara tren ile çıkarlar yola.
Yakalayabilir mi kara tren, hızlı treni?
Hızlı yaşanan, hızlı tüketilen ve hızla tükenilen bu zamanda…

 

Bir Cevap Yazın